Meyhane Kültürü

Agora Meyhanesi 1890

Agora Meyhanesi 1890
Bütün kuşakların ezbere bildiği şarkılardandır Agora Meyhanesi… Herkesin aşkı biraz bu şarkıya benzer, en azından benzetmeye çalışırız. Zamanı aşıp kültürümüze mâl olmuştur. Ne var ki, düne kadar bu şahane aşkların yaşandığı mekândan mahrumduk. Düne kadar, diyoruz, çünkü İstanbul’un en eski semtlerinden Balat’ın tarihi çarşısındaki Leblebiciler Sokağı’nda yer alan ünlü meyhane, örnek bir restorasyon çalışmasından sonra enfes tatlarıyla yeniden açıldı.

Antik Yunan’da bütün sokakların çıktığı meydana “toplanma yeri” anlamına gelen agora adı verilmişti. Yurttaşların kendileriyle ilgili kararlar aldığı forumlar burada yapılır, kamusal hizmetler burada görülür, pazar buraya kurulurdu. İstanbul’un agoralarına ruhunu veren kahvehaneler ve meyhaneler, sundukları çokkültürlü sosyalleşme imkânıyla toplumsal hayatın nabzının tutan mekânlardı. Haliç’e bakan Agora Meyhanesi de Balat’ın bütün sokaklarının çıktığı yerde, agoranın göbeğindeydi. 1890 yılında Kaptan Asteri tarafından açıldı, ardından barbalık oğlu Stelyo’ya geçti. 1950’lerde bu kez Stelyo’nun oğlu Hristo Dulidis, namı diğer Kaptan Hristo bayrağı devraldı ve meyhaneyi işletmeyi kapanana kadar aralıksız sürdürdü. Eski adı Palatiyon (saray kapısı) olan Balat, ticaretin her dem canlı olduğu işlek bir liman oluşuyla Balat’ı tıpkı Galata gibi gedikli meyhaneleriyle ünlü bir semt haline getirmişti. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Balat Kapısı ve civarında birçok meyhanenin bulunduğu not düşülüyordu. Bu geleneğin takipçilerinde Agora Meyhanesi, hem enfes tatlarıyla konuklarına özel bir deneyim sunuyor, hem de farklı ortamıyla tarihi bir atmosferin parçası olma şansını tanıyor.